Biraz işim vardı da

“Şerefsizliğin partisi olmaz” yazıma tepki gösterenlere...

“Niye rahatsız oldunuz ki? Sizin tuttuğunuz partiden şerefsiz çıkmıyor mu?” diye saydıracaktım.

*

Bizim Uğur Cebeci’den öğrendim. Meğer “kapsüllü Türk kahve makinesi” varmış. İcat edilmiş böyle bir makine... Bunu yüzyılın buluşu ilan edecektim.

*

“Bekçi Murtaza” örneğini CHP’li Özgür Özel değil de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu verseydi ne olurdu diye soracaktım.

Bu bir reklam alanı

*

İsmail Küçükkaya’nın eski eşinin “şiddet” iddiaları üzerine kendi perspektifimden bir şeyler karalayacaktım.

*

Deprem uzmanı Şener Üşümezsoy’un ekrana çıkmak için tercih ettiği kıyafetin minik bir analizini yapacaktım.

*

Yine, yeni, yeniden salgın psikolojisinin içine girmenin önündeki on sekiz engeli teker teker sayacaktım.

*

Evet, evet... Bütün bunları ve daha fazlasını yazacaktım.

Fakat dün biraz işim çıktı.

*

Koşuşturmalar, görüşmeler, halletmem gereken özel işler, notere gitmeler, bankaya uğramalar, pazardan iyi kayısı almaya dalmalar, markette “maske/mesafe” denetimine takılmalar falan derken...

Yazıyı yazacak zamanım kalmadı.

*

Akşama doğru da...

‘Tarafsız Bölge’ için koştura koştura CNN Türk’e gittim.

*

İzin verirseniz...

Bir günlük ara diyelim buna...

*

Neyse... Neyse...

Günler torbaya girmedi ya...

Yazarız kısmetse yazamadıklarımızı.